PINAR HOLT

YAZAR | ICF KOÇ | DAVRANIŞ BİLİMCİ | KONUŞMACI
AUTHOR | ICF COACH | BEHAVIORAL SCIENTIST | SPEAKER

KİTAPLAR

  • image description

    imza KADIN #adımıunutma

    • 7 ay önce

    41 yazarın şiddet mağduru kişileri öyküleştirdiği #adımıunutma İmza:Kadın isimli kitap Birlikte Kitaplar Yayınevi tarafından yayımlandı. Toplumun kanayan yarasında parmak basan bu kolektif çalışmanın tüm geliri şiddet mağduru bir kadın ve çocuklarına bağışlanacak.

    Her gün medyada şahit olduğumuz kadın cinayeti haberleri acı bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Son bir yıl içinde öldürülen kadın sayısı 447. Elbette bu acı tablonun arka planında sistematik bir şiddet gerçeği var. Kadının kaderi burada kilitleniyor. Ölmüyorsa, şiddet görmüş olarak yaşamak zorunda bırakılıyor. Bu durum aynı zamanda bir erkeklik sorunudur. İyi yetiştirilmiş, insanlığını tamamlamış bir erkek elbette şiddet gerçeğinden uzak duracaktır.

    Birlikte Kitaplar, kadına şiddete karşı farkındalık oluşturmak adına bir proje kitap çalışmasına imza attı. 41 yazar, şiddet mağduru kişilerin hikayelerini #adımıunutma İmza:Kadın isimli kitapta bir araya getirdi.

    Kitap, gazetelerin 3. sayfa haberlerinde yer alan, dizilerin ana konusu olan, haberlerin manşetlerini oluşturan kadının önemini hatırlatmak, dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak için yazıldı. Bu kitap, “Kadın insandır, bizler insanoğlu” diyen Neşet Ertaş’ın dediği gibi kadının insan olduğunu kalbimize ve zihnimize yerleştirmek için yazıldı. Bu kitap, susturulmuş, ırzına geçilmiş, canından edilmiş, ruhsal dünyası alt üst edilmiş, sesi kesilmiş, sevgisi kullanılmış, merhametinden faydalanılmış, bir eşyadan farksız görülmeye alıştırılmış ve daha birçok şey yaşatılmış kadınlarımızın haykırışını barındırıyor.

  • image description

    HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI

    SİPARİŞ VERMEK İÇİN: shopier.com/kitapevi

    Yazmanın okumayla muhatap olduğunu, karşılıklı aşk yaşadıklarını biliriz. Bu öyle bir aşktır ki; ne modası geçer, ne de sevdası biter.
    Kimi hızlı okur, kimi yavaşp yavaş, sindire sindire, altını çize çize... Nasıl olursa olsun, okumanın nasıl bir keyif olduğunu sadece okuyanlar bilir. Bir de okuduklarıyla harman olmuş yazanlar var ki, o bambaşka bir keyif.
    Bu kitapta yazmaya yeni başlayanlar, eskiden beri yazanlar, yazmanın tutkusunu yaşayanlar, birkaç kitabı olan yazarlar... herkes var. Bütün öykülerde yaşanmışlığın acı tatlı hallerini bulacaksınız.
    Hayaller olmadan gerçekler olmaz. Tüm yazarlarımıza ve okurlarımıza teşekkür ederiz.
    Birlikte Kitaplar

  • image description

    HOŞÇAKAL EKSPRESİ

    • 1 yıl önce

    Hayatta hep yarım kalmış ya da tamamlamak için çaba harcayacağınız bir şeyler olur.

    Bazen arkanızı dönüp giderseniz.

    Gitmek gerekir bazen yeniden başlamak için başka bir şeyi bitirmek gerekir.

    Hoşça kal demek gerekir bazen...

KÖŞE YAZILARI

  • image description

    TİTREŞİMİNİZİ YÜKSELTMENİN 12 YOLU!

    • 3 gün önce


    Değerli Dostlar,
     
    Sizede oluyor mu bilmem ama ben bir ortama girdiğimde bazı kişilerle yakınlaşırken, bazılarına daha mesafeli durmam gerektiğini söylüyor iç sesim. Ya da iç karartıcı ve şiddet içeren bir haber karşısında üzerimde bir ağırlık hissederken, kedimin bana sokulup mırlaması karşısında içimde bir sıcaklık ve rahatlık hissediyorum. Vakit buldukça bu konu üzerinde araştırmalar ve okumalar yaptığımda, bu hislerimin tek sebebininin yayılan titreşimle alakalı olduğunu keşfettim. Bizler, yüksek bir seviyede titreştiğimiz zaman daha hafif, daha mutlu ve daha rahat hissederken, düşük bir seviyede titreştiğimiz zaman daha ağır, daha huzursuz ve karmaşık hissediyoruz.
     
    Kimya dersi okuyanlar her şeyin atomlardan oluştuğunu hatırlayacaktır. Bu atomlar hareket halindedir ve atomların hızına bağlı olarak cisimler katı, sıvı veya gaz halinde görünür. Maddenin gerçekliğini titreşim olarak deneyimledikçe, zihnin gerçekliğini de bilinç, algı, duyum ve tepki olarak deneyimlemeye başlarız.  Doğada her şey farklı frekanslarda titreşir. Hayvanlar, bitkiler, taş, toprak, insanlar, sesler ve hatta düşünceler, duygular bile. Hayattaki Her Şey Titreşimdir" demiş Albert Einstein. Her şey titreşir! Hayat titreşimdir!
     
    Her birimizin kendi titreşimleri var ve kendi hızımızda titreşiyoruz. Ve fakat, titreşimler yaşadığımız deneyimlerimize de bağlı olarak, kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hangi frekansta titreşirsek benzer frekansları kendimize çekeriz. Bu ne demek? Yani stresli veya rahatsız olduğumuz zamanlarda vucudumuz artık doğru ses dalgası üretemez. Bu durum kendimizi ruhsal olarak iyi hissetmemizden tutunda, hayat kalitemize ve hatta sağlık problemlerine kadar gidecek bir sürece sokar bizleri.
     
    Hadi şimdi kapa gözlerini ve kendini dinle. Şu an nasıl titreşiyorsun? Dünya nasıl titreşiyor? Eğer düşük frekansta titreştiğinizi düşünüyorsanız, sizinle titreşiminizi yükseltmeye yardımcı olacak yollar paylaşacağım:
     
    1.      Şükredebilmek: Şükretmek, titreşimimizi artırmanın en hızlı yollarından biridir. Düşük enerjili bir duygu yaşadığınızı hissettiğinizde hemen aklınıza şükredecek bir şeyler getirin. Ya da her gün üç tane şükredecek bir şey bulun ve onu yazmayı alışkanlık haline getirin.
    2.      Aşkı hissetmek: Aşk, yaşamın en yüksek titreşen hallerinden biridir. Sevdiğiniz birini hatırlayın. Bu eşiniz olabilir, anneniz  babanız olabilir, çocuğuğunuz olabilir, baktığınız başka bir canlı olabilir ya da yaratıcı olabilir.  Bu siz de bir rahatlama, hafiflik ve mutluluk hissettirecektir. Ve işte tam da o noktada enerjiniz yükselmeye başlayacak.
    3.      Cömert olmak: Sevgi, ilgi ya da maddi konularda cimri veya gözü aç olduğumuzda, titreşimimiz azalır ve bu bizi kötü hissettirir. Hayatımızda neyi çok istiyorsak, o istedğimiz şeyi fazlasıyla birine ya da başka bir şeye gösterebiliriz. Kendinizi parasız mı hissediyorsunuz? O zaman bütçenize göre birilerine yardım edin. Yeterli zamanınızın olmadığını mı düşünüyorsunuz? O zaman iyi bir amaç için zaman ayırın. Yalnız mı hissediyorsunuz? Birilerine gülümseyin, ilgi gösterin.
    4.      Meditasyon ve Nefes Çalışmaları Yapmak: Meditasyon yapmak ve dikkatli bir şekilde nefes almak sinir sistemimizi sakinleştirir, ruh halimizi iyileştirir ve daha fazla huzur duygusu hissettirerek yüksek derecede titreşim yaymamıza yardımcı olur.
    5.      Bağışlayabilmek: Abraham Hicks'in duygusal rehberlik ölçeğine göre suçlama, düşük bir enerjidir. Ölçekte, 22 duygu sıralamasında suçlama 15. sırada bulunuyor. Affetmek için çalışırsanız, kendinizi bir bowling topu gibi ağırlaştırabilecek bu düşük enerjiden kurtulursunuz ve titreşimimiz yükselir.
    6.      Yüksek Enerjili Yemekler Tüketmek: Tükettiğimiz her şey  yaşam gücümüzün enerjisidir. Çok fazla “ölü” enerji yani et, kızarmış veya işlenmiş gıda tüketirsek, titreşimimizi düşürürüz. Yerel ve organik meyve ve sebzeler tükettiğimizde, vücudumuz bunları tam anlamıyla emer ve kendimizi daha hafif, canlı hissetmemize yardımcı olur.
    7.      Alkol Tületmemek: Geçici olarak iyi hissettirsede alkol titreşimimizi azaltır. Uyuşmak yerine, daha sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyerek, vucudumuzdaki toksinlerden arınarak enerjimüzi ve dolayısıyla titreşimimizi yükseltebiliriz.
    8.      Olumlu Düşünmek: Ne düşünürsek, o bizim geleceğimizi yaratır. Eğer karamsar, endişeli veya olumsuz düşünürsek, muhtemelen düşündüğümüz şeylerin içinde buluruz kendimizi. Şükür etmek hayatımıza nasıl daha fazlasını çekiyorsa, sabırsızlık, kıskançlık ve değersizlik de öyle. Dikkatimizi hangi düşüncelere verdiğimizin farkında olmalıyız. Çünkü olumlu ya da olumsuz bir düşüncenin, onun gibi bir başkasını çekmesi ve çekim yasasını harekete geçirmesi sadece 17 saniye içinde gerçekleşebilir. Negatif düşünceleri zihnimizden uzaklaştıralım ve pozitif düşüncelere odaklanmaya çalışalım.
    9.      Eğlenceli Müzik, TV, Kitap ve Filmleri Tüketmek: Bizim enerjimizi yiyen değil, canlanmış hissettiren müzik, TV, kitap ve filmleri tüketmemiz titreşimizi arrtırmaya yardımcı olur. Bir düşünelim: ‘Sosyal medya bizi enerjik mi yoksa güvensiz mi hissettiriyor? Şiddet içerikli filmler gerçekten ruh halimizi iyileştiriyor mu yoksa endişemize katkıda mı bulunuyor?’
    10.   Çevrenizi Güzelleştirebilmek: Evimizin ve çalışma ortamımızın güzelliği yaşam çoşkumuzu yükseltir. Yaşadığımız ve çalıştığımız ortamlarda bizi sakinleştiren ve enerjimizi yükseltecek renkler kullanmamız, dağınıklığı azaltmamız enerjimizin yükselmesine yardımcı olur.
    11.   Egzersiz Yapmak: Açık havada egzersiz; hem fiziksel sağlığınıza iyi gelecekken, hemde doğa ile bağlantı kurmamıza vesile olacak ve titreşimimizi yükseltecektir.
    12.   Yüksek Titreşimli Sosyal Çevre Edinmek: Son olarak, bizi aşağı çekmek yerine bizi yukarı    çıkaran insanlarla çevremizi kuşatalım. Kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayacak, bize inanan ve tıpkı bizim gibi yüksek frekansta olan insanlarla zaman geçirelim. Frekansımız yükseldikçe bu çevremize de yansır. Dünyanın kolektif bilincini yükseltmeye katkıda bulunmanızın tek yolu budur.
     
     
    Sevgiyle.

     

  • image description

    HAYALLERİNİZİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN ALTIN KU...

    • 1 ay önce


    Değerli Dostlar,
     
    Mickey Fare, Mini Fare ya da Donald Duck, Külkedisi, Pamukprenses gibi çizgi film kahramanlarını hatırlarsınız. Çocukluğumuzdan kalma Disney karakterleridir. Bu karakterlerin yaratıcısı Walter Disney’in biyografisini okuduğumda, bu başarı öyküsünün hepimize bir ders niteliğinde olabileceğini düşünerek sizlerle de paylaşmak istedim. Walter Disney, çocukluktan itibaren karikatürist olma hayali kurmuş ancak bu alanda çok da başarılı olamamış. Denemelerine rağmen karikatür alanında başarılı olamadığını gören Disney, pes etmemiş ama o yıllarda işsiz kalmamak adına orduya yazılarak, savaşa katılmış. Savaş bitip evine geri döndüğünde ise aklında hala karikatürist olma hayali varmış. Ümitsiz bir şekilde iş ararken, bir gün tesadüfen bir rahip ile tanışmış ve rahibin yaptığı iş teklifini kabul etmiş. Walter, kilisenin animasyon çizimlerini yapmayı ve bunun karşılığında da kilisenin küçük bir odasında kira ödemeden yaşamayı kabul etmiş. Walter, yerleştiği küçük odada bir yandan kilisenin animasyon işlerini yapıyor, diğer yandan da kalmakta olduğu bu eski, havasız, rutubetli ve sıkıcı odaya alışmaya çalışıyormuş. Bir gün yatağında uzanıp hayaller kurarken odanın köşesinde bulunan delikten minik bir fare çıktığını görmüş. Fareden çok korkmasına rağmen, kiliseden kovulur, işinden olur endişesi ile onu öldürmemiş. Fareye ‘mickey’ adını takarak onu kabullenmeye çalışmış. Mickey Fare’de zaman içinde Walter’a alışmış ve her gün odaya ziyarete gelmeye başlamış. Aralarında oluşan bu arkadaşlık sayesinde Walter, boş zamanlarında Mickey’nin resimlerini kendi zihninde canlandırdığı şekilde çizerek, ona yeni ve daha sevimli bir kimlik yaratmış. Ve böylece televizyonlarımızda tüm çocukluğumuz boyunca izlediğimiz ‘Mickey Mouse’ karakteri bu eski, köhne, rutubetli küçük kilise odasından bu şekilde çıkmış.
     
    Walter Disney’in, Mickey Mouse karakteri ilk götürdüğü prodüksiyon şirketi tarafından hemen beğenilmiş ve kabul edilmiş. Walter, ardından Mickey Mouse’ın kız arkadaşı karakteri olan Mini Mouse’u yaratmış. Ve ardından yavaş yavaş diğer Walt Disney kahramanları oluşmaya başlamış. Bir süre sonra Walt Disney kendi prodüksiyon şirketini kurarak filmler çekmeye başlamış. Bununla da yetinmeyip dünyada altı tane bulunan ve bütün çocukların ve hatta yetişkinlerin bile bir gün görme hayalini süsleyen Disneyland’ları kurmuş.
     
    Değerli Dostlar, tam bir yaratıcılık harikası olan Disney karakterlerini geliştirerek ardından Film ve Prodüksiyon şirketleri ve Disneyland’lar ile bugün milyonlarca dolarlık eğlence sektörünü yöneten Disney şirketler grubunun kurucusu Walter Disney’in, sadece şans ve tesadüf ile bu başarı ve servete sahip olmadığının farkına varmamız gerekir. ‘Peki neydi Walter Disney’i ve oluşturduğu markayı başarılı kılan?’ diyenler için şöyle cevap verebiliriz: Walter Disney’in yaşamı ve bu başarı hikayesinin altında, her bir Disney karakteri oluştururken hayal kurarak, zihinde canlandırma tekniği kullanması ve sonra da tabii ki her bir karakter üzerinde bıkmadan, yılmadan, çok çalışması şeklinde açıklayabiliriz. ‘Zihinde  canlandırma tekniği ne demek?’ derseniz de: bu NLP çalışmalarında kullanılan bir imgeleme tekniğidir. Hayatımıza istediğimiz şeyleri sokmak için ya da sorunlarımızın üstesinden gelmek için uzmanlar tarafından kullanılan bir teknik ya da aramızda bazılarımızın doğal olarak farkında olmadan kullandığı bir  beceri de diyebiliriz. Örneğin ben size hayalinizdeki almak istediğiniz o arabayı zihninizde canlandırın desem, bazılarımız arabanın rengini, markasını, koltuk deseni ve hatta araba aynasına taktığı süsüne kadar tüm ayrıntıları net bir şekilde canlandırabilir. Bazılarımız ise hiçbir şey canlandırmaya bilir. İşte o görme, işitme, koklama, dokunma duygularımızı zihnimizde harekete geçirebilenlerin hayallerine ve hedeflerine yaklaşmaları bir adım daha yakındır. Çünkü evren aynı Google arama motoru  gibi sorduğumuz, aradığımız ve istediğimiz her şeyi tüm alternatifleri ile önümüze sunar. Ne kadar yoğunlaşıp isteğimiz üzerine çalışırsak dışarıya yaydığımız enerji de o kadar yoğun ve kalıcı olacaktır.
     
    Hadi şimdi hayallerinizin gerçekleşmesi için altın kuralı uygulayın. Kapatın gözlerinizi ve canlandırın hayalinizi!
     
    Sevgiyle.
     
    Pınar Holt

     

  • image description

    SOSYAL HAYATA DÖNMENİN 7 YOLU

    • 3 ay önce

     
    Sosyal çevremizle iletişim halinde olmamız bizim en temel ihtiyacımız.
    Ancak corona sebebiyle aylardır evlerimizde, sevdiklerimizden ve sosyal hayattan uzak kaldık.
    Peki şimdi sosyal yaşama nasıl adapte olacağız? 
     
    Değerli Dostlar,
     
    Bu yıl, hepimiz için zor bir yıldı. Çok yakınlarımızın corona olduğuna şahit olduk ve yanlarında olamadık. Bir kısmımız maalesef yakınlarını kaybetti. Bir kısmımız işini kaybetti. Aylarca evlerimizden dışarıya çıkamadık. Bayramlarda, özel günlerimizde ailemizle, sevdiklerimizle bir arada olamadık. Kısacası maddi ve manevi kayıplarımızın olduğu, gerçekten zorlu bir kıştı.
    Ancak, son haftalarda sanki çok büyük bir kasırganın ardından kara bulutların yavaş yavaş üzerimizden çekiliyor ve güneşin sıcak yüzü tekrar yüzümüze yansıyor gibi. Vaka sayılarının azalması, iyileşen hasta sayılarının yükselmesi, aşılamanın hızlanması ve alınan pandemi tedbirlerinin daha da rahatlaması, bizleri bayağı bir umutlandırdı. Hangi akrabamla yada arkadaşımla konuşsam Haziran'dan sonra buluşalım, görüşelim, program  yapalım gibi sohbetler geçmeye başladı. Çoğumuz kaldığımız yerden sosyal yaşamımıza geri dönmeye hazırız gibi.
    Ancak, bir yandan da şu soruyu sormadan edemiyorum kendime. Salgın sebebiyle bütün kış yaşadığımız onca şeyden sonra birden hayatı kaldığımız yerden kucaklayabilecek miyiz? Yani havuzun kenarından suya birden dalmak mı yoksa yavaş yavaş ayak parmaklarımızı ıslatarak kendimizi suya alıştırmak mı daha sağlıklı olan? İçimdeki ses,  tekrar normal yaşama dönerken işlerin güvenli olduğundan emin olmak için küçük adımlarla ilerlemenin daha sağlıklı olacağını fısıldıyor kulağıma.
    Tabi diğer bir taraftan da sosyal çevremizle iletişim halinde olmamızın bizim en temel psikolojik ihtiyacımız olduğunu göz ardı etmememiz gerekiyor. Bütün bir kış üzerimize çöken yalnızlık hissini hafifletmenin ve tedbiri elden bırakmadan, küçük adımlarla tekrar sosyal yaşama adapte olmanın yolları olduğuna inanıyorum ve kendi tecrübe ettiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
    -        Bir kızılderili atasözü der ki: ‘Büyük acılar armağanlarla birlikte gelir. Ama insanlar sadece acılara odaklandıkları için armağanları göremezler.’ O yüzden biz, bize verilen armağanları görmeye çalışalım. Her gün mutlaka 5 dakikamızı şükretmeyi ayıralım.
     
    -        Hemen hemen her yazımda sporun hayatımıza olumlu katkılarından bahsediyorum. Bu yazımda da tekrar etmiş olalım. Düzenli egzersiz; hem stresimizi azaltır hem de  fiziksel ve psikolojik sağlığımıza katkı sağlar. Egzersize, açık hava yürüyüşleriyle başlangıç yapabiliriz.
     
    -        Meditasyon yaparak önce kendi iç huzurumuzu dengeleyebiliriz. Online yada açık hava da meditasyon derslerine katılarak da sosyalleşme adına  ilk adımı atabiliriz.
     
    -        Kitap okumanın empati, yani başkalarının ayakkabasını giyerek dünyaya bakmamızı geliştirdiğinin farkındayız. Online kitap kulüplerine üye olmamız, benzer ilgi alanlarına sahip olan kişilerle tanışmamıza ve bağ kurmanıza yardımcı olabilir.  Bir sonraki adım ise okunan kitapların açık alanlarda buluşarak tartışılması olabilir.
     
    -        Yapılan araştırmalar vakit geçirdiğimiz ortamın, fizyolojik ve psikolojik sağlığımızı etkilediği doğrultusunda. Bu sebeple doğa ile baş başa kalmak ya da en azından evde bitki yetiştirmek, ekmek, budamak gibi faaliyetler sosyal hayat ile olan bağımızı kuvvetlendirmeye yardımcı olabilir.
     
    -        Zoom üzerinden görüştüğümüz aile ve arkadaşlarımızla artık yavaş yavaş parklarda, bahçelerde programlar yapmaya başlayabiliriz.  Yine açık havada yapılabilecek diğer sosyal aktivitelere katılmamız yeniden sosyalleşmemize aracı olabilir.
     
    -        Yasakların yavaş yavaş kalkmasına rağmen tekrar sosyal hayata adapte olmakta zorluk çekiyorsak, yalnızlığımız, kendi düşüncelerimizle ihtiyacımızdan daha fazla kalmamıza ve bu da duygularımızın zedelenmesine, kaygılarımızın artmasına sebep oluyorsa, bir uzmandan online yada yüz yüze destek alabiliriz.
     
    Sevgiyle.
    Pınar Holt

     
     

  • image description

    KORONADAN KAÇARKEN BAŞA HASTALIKLARA TUTUL...

    • 5 ay önce

    Değerli Dostlar,
     
    Covid-19 sebebiyle evlerimizde sosyal izalasyona devam ederken, yani karantinanın tam ortasından, ‘Koronadan Kaçarken Başka Hastalıklara Tutulma!’ başlığıyla sizlere ulaşıyorum. En başta belirtmek isterimki, ben bir sağlık çalışanı değilim, bilim insanı değilim, doktor yada psikolog hiç değilim. Sadece kısıtlamalar, sosyal izalasyon ve yalnızlığın getirdiği bazı sorunlarla baş etmeye çalışan bir yakınım için, benzeri durumla ilgili dünyada neler oluyor, ne gibi çalışmalar yapılıyor diye araştırmaya başladım. Dünyada da durumun pek farklı olmadığını gördüm. Okuduğum makale ve bilimsel çalışmaların bir kısmı ile birlikte kendi edindiğim tecrübeleri sizlerle paylaşmak istedim.
     
    Hepimizin beraberce yaşadığımız ve bildiğimiz bu süreç, Mart 2020'de, SARS-CoV-2 virüsünün yayılmasını önlemek amacıyla, tüm dünya ülkelerinin karantina kararları almasıyla başladı. Aradan geçen 14 ay sonrasında ise, sosyal izalasyonun neden olduğu ve bir çoğumuzun hala farkında olmadığı, çok sessiz ama çok daha büyük bir salgınla karşı karşıyayız. Evet, virüsün yayılmasını önlemek için karantinada kalmak ve sosyal mesafe gerekli idi ama kimse sonrasında bu durumun insanların ruhsal ve fiziksel sağlığı üzerinde yaratabileceği olumsuz etkileri hesaba katmadı yada ilk etapta görmezden geldi. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin yaptığı son bildiriye göre sosyal izalasyon, ruh sağlığı üzerinde risk oluşturmakla birlikte nörolojik ve fiziksel sağlımızı da etkileyebilir ve bu durum bunama, bağışıklığın düşmesi, uyku bozukluğu, kalp rahatsızlığı, tansiyon, felç, metabolizmal bozukluklar gibi farklı hastalılılara yol açabilir.  
     
    Son günlerde, uzun süreli sosyal izolasyon ve yalnızlığın getirdiği fiziksel, ruhsal etkilerin sayısı arttıkça bu durum, bilim adamlarının ve araştıma merkezlerinin üzerinde durmaya ve derin çalışmalar yapmaya başladıkları bir konu haline geldi. Sizinle paylaşmak istediğim bu çalışmalardan bir tanesi de, sosyal izolasyonun beyin aktivitesini nasıl etkilediği üzerine, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Beyin ve Bilişsel Bilimler Bölümü'nden, Dr. Livia Tomova’ya ait. Birbiriyle sosyal olarak bağlantılı olan 18 – 40 yaş arası  40 yetişkinden oluşan bir grup ile beynin hangi bölgelerinin sosyal etkileşim ihtiyacını tetiklemede rol oynadığını belirlemek üzere bir deney yapıldı. Katılımcılardan herhangi bir telefon yada tablet olmadan bir odada tek başlarına 10 saat geçirmeleri istendi. Aynı katılımcılardan ayrıca 10 saat yemek orucu tutmaları da talep edildi. Ve bu 10 saat boyunca da her katılımcının beyin faaliyetleri bir araştıma ölçme tekniği ile görüntülendi. Bu çalışmanın sonunda elde edilen bulgu, bireyleri sosyal bir ihtiyaçtan mahrum bırakmanın, beyinde benzer bir bölgede aç olduğunda tepki veren sosyal özlemi uyandırdığı oldu. Bu nedenle, sosyal olarak izole olmaya zorlanan insanlar, aç bir kişinin yemek istediği gibi sosyal etkileşimde bulunmaya daha fazla özlem hissedebilirler. Bu da karantina şartlarında yalnızlıkla başa çıkmayı daha da zorlayarak çeşitli ruhsal ve fiziksel sağlık problemlerine neden olabilir.
     
    Sosyalleşmek, üretmek, ailemizle, dostlarımızla bir arada olmak en temel psikolojik ihtiyaçlarımızdan bir tanesi. Bir taraftan salgından korunmamız gerekirken, diğer taraftan sosyal izalasyon sonucunda ruhsal ve fiziksel sağlığımızı koruyarak geçici olduğunu ümit ettiğim bu pandemi sürecine nasıl direnç göstrebiliriz? Tabiki herkesin olaylar karşısında kendine göre baş etme yöntemleri farklıdır. Uzmanlardan edindiğim bilgiler ile ben kendi yaşamımda;  bir yandan sosyal izalosyonumu sağlarken, diğer yandan sosyalleşmenin ipuçlarını sizlerle paylaşmak isterim.
     
    -           Her güne şükür ederek ve baş ucumda yazılı olan olumlamaları okuyarak başlıyorum. Sonuçta bir güne daha sağlıklı olarak gözlerimizi açıyorsak, o günü bize verilmiş bir ödül olarak görmeli ve bunun için şükretmeliyiz. Sükretmek ve olumlama yapmak duygusal sağlığımızı destekleyen pozitif düşünmeyi teşvik edebilir ve dayanıklılık, başa çıkma gibi becerilerimizi geliştirebilir. Araştırmalar, minnettar olmanın, şükür etmenin ve pozitif düşünmenin anksiyeteyi, depresyonu ve stresi hafifletmeye yardımcı olduğunu gösteriyor.
     
    -           Haftanın bir kaç günü evde spor yapıyorum ve sahilde yürüyüş yapıyorum. Sosyalleşmek isteyenler bunu internette canlı yayın spor yada dans derslerine katılarak da gerçekleştirebilirler. Egzersizin, fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde muazzam faydaları var. Aynı zamanda uzmanlar, günde yarım saat yürümenin bağışıklığı güçlendirerek, salgın hastalıklardan %50 daha fazla koruduğunu belirtiyor.
     
    -           Haftanın bir kaç günü meditasyon yapmaya çalışıyorum. Bunun için tek ihtiyacınız olan sessiz bir ortam ve cep telefonunuzda ayarladığınız meditasyon müziği.
     
    -           Okuyabildiğim kadar çok kitap okuyorum. Kitaplar, dünyayı algılama şeklimizi zenginleştirmeye, hayal gücümüzü geliştirmeye, yeni fikirlere, yaratıcılığımızın gelişmesine destek olurlar. Ne kadar üretken olabilirsek, kendimizi o kadar yalnız hissetmeyiz. Ben hiç katılmadım ama kitap klüplerinin online buluşmalarına katılarak; hem okuduğunuz kitaplar üzerine tartışıp, hem de sosyalleşebilirsiniz.
     
    -           Haftada bir kere bile olsa deniz kıyısında yada haftasonları yeşillik alanlarda doğayla başbaşa kalmaya çalışıyorum. Araştırmalar, zaman geçirdiğimiz ortamın genel sağlığımızı ve mutluluğumuzu etkileyerek, stresimizi artırabileceğini veya azaltabileceğini göstermektedir.
     
    -           Evimizin diğer bir üyesi kedimiz Pamukşeker’le vakit geçiriyorum. Evinizde bir hayvan beslemeniz yada bir bitki yetiştirmeniz hem yalnızlık hissinizi azaltabilir hem de sizi stresten uzaklaştırabilir.
     
    -           Sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek haftanın bir günü ailemi ziyaret ediyorum. Haftanın diğer bir günü iş yerine gidiyorum ve ofiste çalışıyorum. Haftanın bir günü farklı konu ve projelerle ilgili bir toplantı yapmaya gayret ediyorum. Kardeşim uzakta oturduğu için görüntülü arama ile görüşüyorum. Yakın dostlarımla sık sık telefonda görüşüyorum.
     
    -           Online eğitimlere katılıyorum yada kendim online eğitimler veriyor, sosyal medya üzerinde canlı yayın programları organize ediyorum. Böylece bu aktiviteler, sanal üzerinden bile olsa yeni insanlarla tanışmama, bilgi almama ve bilgi dağıtmama olanak sağlayarak; hem sosyalleşmemi hem de motivasyonumu güçlendiriyor.
     
    -           ‘Ne yerseniz öyle hissedersiniz’ sözünden yola çıkarak elimden geldiğince sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorum. Az ve öz yemenin ruhsal ve fiziksel sağlığıma olumlu etki ettiğini keşfettim. Özellikle bu dönemde bağışıklığımı destekleyecek vitamin takviyeleri de alıyorum.
     
    -           Bilinçaltı temizliği çalışmaları için seanslara katılıyorum, online koçluk seansları alıyorum. Baş edemediğim konularda kapısı bana her zaman açık olan bir terapistimin olması bana güven veriyor. Bu yaşam şartları altında kendiniz ve çocuğunuz için yapacağınız en büyük iyilik ve yatırım belli aralıklarda bir psikologdan destek almak olabilir.

    Televizyonlarda, sosyal medyada her gün ölüm, yoğun bakım görüntüleri ile insanları korkutarak, endişelendirerek evde kalmalarını sağlamak yerine, sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme, spor, kontrollü sosyalleşme ve bağışıklığı güçlendirme konularında kamu spotlarının oluşturulmasını çok isterdim. Herşeye rağmen bizler, bu şartlarda bir yandan sosyal izalasyonumuzu sağlarken, diğer yandan da  sosyal yaşamın içinde kalmaya, motivasyonumuzu yitirmemeye, ruhsal ve fiziksel sağlığımıza elimizden geldiğince dikkat edelim.  Yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım.
     
    Sağlıkla.
     
    Pınar Holt

     

HAKKIMDA

Davranış Bilimci, Yazar ve Konuşmacı Pınar Holt, İstanbul’da doğdu. 1997 - 1999 yılları arasında İngiltere’de dil eğitimi aldıktan sonra Türkiye’ye döndü ardından

California Janus Universitesi Davranış Bilimleri bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Aynı zamanda Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü mezunu olan Holt, 2020 yılında  Biyometrik Yüz Okuma ve Profil Tanımla Uzmanlık Eğitimi ile ICF onaylı Kocluk Eğitimlerini aldı.
2013 yılından beri çeşitli Gazete, Haber Siteleri ve Kadın Magazin dergilerinde anne & çocuk ilişkileri, teknoloji ve güncel konular üzerine köşe yazıları yazan Pınar Holt, 2016-2017 yılında ‘Oyun ve Masal Terapisi’ eğitimiyle birlikte, The University of Warwick’ten ‘Bebek Zihin Gelişimi’ ve Amerika’da bulunan Zur Institute’den ‘Childeren, Technology 

Addiction, Parenting and the Future’ ‘Çocuklar, Teknoloji Bağımlılığı, Ebeveynlik ve Gelecek...’ konulu eğitimlerini tamamladıktan ve Kontrollü Teknoloji

kullanımı üzerine 'Hayata Bağlan'adlı kitabını yazdıktan sonra  birçok kurum, okul, vakıf ve belediyelere konuşmacı olarak katılmaktadır.

Bununla birlikte yetişkinlere yönelik, Liderlik ve Yönetim Becerileri, İletişim Becerileri, Zaman Yönetimi, Çözüm Becerileri, Yönetici Asistanlığı,

Organizasyon Becerileri, Şirketin Yüzü Olmak – Müşteri Hizmeti ve Halkla İlişkiler, Kişisel, Profesyonel ve Manevi Gelişim, Kişilik Analizi gibi

konularda kurumsal firmalara eğitimler vermektedir.
Hayata Bağlan ve Hoşçakal Ekpresi (Derleme kitap)  ve Hayatımın Dönüm Noktası (Derleme Kitap) adlarında kitapları bulunmaktadır.
Pınar Holt, 14 yaşında bir kız çocuğu annesidir.




EĞİTİMLER

KONTROLLÜ TEKNOLOJİ KULLANIMI EĞİTİMİ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisi, bağımlılık, teknoloji bağımlılığı, aile içi iletişimi,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların teknolojiyi amaç olarak değil araç olarak kullanmalarını hedeflemektedir.
· Çocuk ve Ergenlerde Teknoloji Bağımlılığı, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Bağımlılık, Teknoloji Bağımlılığı, Aile İçi İletişim hakkında bilgi edineceklerdir.
                                                            
Eğitime Kimler Katılabilir?
Kontrollü Teknoloji Kullanımına ilgi duyan tüm öğrenci, ebeveyn, bakım veren ve eğitimciler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : İletişim
· Bölüm-2 : Bağımlılık
· Bölüm-3 : Teknoloji Bağımlılığı
· Bölüm-4 : Aile İçi İletişim

MOTİVASYON EĞİTİMİ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· Motivasyon Eğitimi, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Kişisel motivasyonu arttırma metotlarını öğreneceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
Motivasyon konusuna ilgi duyan tüm öğrenci ebeveyn ve eğitimciler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : Motivasyonun Gücü
      · Bölüm-2 : Motivasyon Ölçeği
      · Bölüm-3 : Motivasyonun Faktörleri
      · Bölüm-4 : Hedef Portresi
      · Bölüm-5 : Kendimizi Motive Etmenin İpuçları

 

İLETİŞİM BECERİLERİ & KİŞİSEL İMAJ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· İletişim Becerileri & Kişisel İmaj Eğitimi, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, İletişim Becerileri ve Kişisel İmaj hakkında bilgi edineceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
İletişim Becerileri & Kişisel İmaj konusuna ilgi duyan tüm yetişkinler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : İmaj Nedir? İmaj Türleri Nelerdir
· Bölüm-2 : Kişisel İmajın Gücü
 . Bölüm-3 : İletişim Becerileri

 

BEDEN DİLİNİ ETKİLİ KULLANABİLME

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· Beden Dilini Etkili Kullanabilme Eğitimi, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Beden dilini etkili kullanabilme metotlarını öğreneceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
Beden Dilini Etkili Kullanabilme Eğitimi konusuna ilgi duyan tüm yetişkinler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : Jest Mimikler & Yüz İfadeleri
· Bölüm-2 : El ve Kolların Kullanımı
· Bölüm-3 : Bacakların Kullanımı, Oturma Düzeni
· Bölüm-4 : İnsanlar arası İlişkilerde Mesafe, Bedensel Temas
· Bölüm-5 : Yalan, Samimiyetsizlik, Şüphe, Tereddüt

 

STRES & ZAMAN YÖNETİMİ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· Stres & Zaman Yönetimi Eğitimi, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Stres ve Zaman yönetimi metotlarını öğreneceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
Stres & Zaman Yönetimi konusuna ilgi duyan tüm yetişkinler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : Stres Ölçeği (Test)
 . Bölüm-2 : Stres Nedir?
· Bölüm-3 : Stres ile Başa Çıkma Yolları
. Bölüm-4 : Zamanımızı Nasıl Etkili Kullanabiliriz?
    

 

ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· Özgüven Gelişimi Eğitimi yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Özgüven gelişimi metotlarını öğreneceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
Özgüven Gelişimi konusuna ilgi duyan tüm yetişkinler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : Özgüven Ölçeği (Test)
· Bölüm-2 : Özgüven Oyunu Nedir?
· Bölüm-3 : Özgüven Geliştirme Yolları