PINAR HOLT

YAZAR | DAVRANIŞ BİLİMCİ | KONUŞMACI
AUTHOR | BEHAVIORAL SCIENTIST | SPEAKER

KİTAPLAR

  • image description

    YENİ KİTAP ! HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI

    SİPARİŞ VERMEK İÇİN: shopier.com/kitapevi

    Yazmanın okumayla muhatap olduğunu, karşılıklı aşk yaşadıklarını biliriz. Bu öyle bir aşktır ki; ne modası geçer, ne de sevdası biter.
    Kimi hızlı okur, kimi yavaşp yavaş, sindire sindire, altını çize çize... Nasıl olursa olsun, okumanın nasıl bir keyif olduğunu sadece okuyanlar bilir. Bir de okuduklarıyla harman olmuş yazanlar var ki, o bambaşka bir keyif.
    Bu kitapta yazmaya yeni başlayanlar, eskiden beri yazanlar, yazmanın tutkusunu yaşayanlar, birkaç kitabı olan yazarlar... herkes var. Bütün öykülerde yaşanmışlığın acı tatlı hallerini bulacaksınız.
    Hayaller olmadan gerçekler olmaz. Tüm yazarlarımıza ve okurlarımıza teşekkür ederiz.
    Birlikte Kitaplar

  • image description

    HOŞÇAKAL EKSPRESİ

    • 1 yıl önce

    Hayatta hep yarım kalmış ya da tamamlamak için çaba harcayacağınız bir şeyler olur.

    Bazen arkanızı dönüp giderseniz.

    Gitmek gerekir bazen yeniden başlamak için başka bir şeyi bitirmek gerekir.

    Hoşça kal demek gerekir bazen...

  • image description

    HAYATA BAĞLAN

    • 1 yıl önce

    Geminin yüzmesi için su şarttır ama içine girerse batırır’   
    Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin bu sözünü çok severim..   

    Teknoloji..
    Onun sayesinde birçok alanda gelişim sağlıyoruz ve getirdiği kolaylıklardan her alanda yararlanıyoruz.. 
    Ancak; bunun bedelini nasıl geri ödüyoruz?  Son yıllarda yaşanan pek çok psikolojik rahatsızlığın çoğalması, hayvanlara, çocuklara yapılan şiddet ve istismarın korkunç bir hal alması, yaşanan savaşlar, öfke patlamaları, kavgalar, cinayetlerin çığ gibi artıyor olması, size de dünyadabir şeylerin yolunda gitmediğini  göstermiyor mu ?.. 

    Geçenlerde bir mezarlığın önünden geçerken, mezar taşlarının hemen dibinde biten otları, çiçekleri, ağaçları gördüğümde, bir an; ‘biz insanoğlunun doğadan gelip doğaya geri dönüşümünü’ düşündüm.    Doğanın bir parçası olmama rağmen, en son ne zaman ayağımı toprağa basmıştım?   

    Hatırlayamadım...   

    Pekiyi, ya siz ?..
     
    Hayatın akışı için teknoloji şarttır, ama içine girerse batırır !.. 

    -Pınar Holt

KÖŞE YAZILARI

  • image description

    'BEN' KALARAK 'BİZ OLABİLMEK. İŞTE BÜTÜN M...

    • 3 ay önce

    Kadın erkek ilişkileri aynı bir terazi gibidir. Kantarın bir tarafında kendi benliğimizi kaybetmeden, diğer tarafında ‘biz’ olarak dengede kalabilmektir.
     
     
    Değerli Dostlar,
     
    Bir ilişkide, karşı cinsle bir yandan duygusal yakınlık kurmaya çalışırken, diğer yandan da bağımsız bir birey olma yolunda kararlı ve istekli bir şekilde yürüyebilmek, en ideal yollardan biridir. Ancak, son derece güçlü duygular yaşadığımız böyle bir ilişkide, bu duygulara ve karşı cinse teslim olmadan, hem kendi ‘ben’imizi koruyup, hem ‘biz’ olabilmek çok da kolay olmayabilir. Kendi ilişkilerimizden yola çıkarak bir düşünelim. Karşımızdaki mutlu olsun diye belki de kaç kere isteklerimizi öteledik ya da aman tartışma çıkmasın diyerek kaç kere sorunları görmezden geldik? Kim bilir kaç kere kendi kendimize ‘Ben kimim?’ diye sorduk. Biz yaklaşmaya, onarmaya çalıştıkça, kaç kere yalnız bırakıldık? Kısacası kaç kere ben olmayı unuttuk? Tüm bu cevapsız kalmış sorulara rağmen işleri tersine çevirebilmek her zaman mümkün. ‘Ama nasıl?’ sorusunu duyar gibiyim. Bun cevabı, öncelikle ‘ben’ olabilmeyi öğrenmekten, sonra da duygusal özgürleşmeyi keşfetmekten geçer. O zaman gelin önce duygusal özgürleşmeyi tanımlayarak başlayalım işe.
     
    Duygusal Özgürleşme Ne Demek?
     
    Duygu ve düşüncelerimizi dengede yönetebilme becerisini edinebildiğimiz an, duygusal özgürleşmemizi gerçekleştirmiş oluruz. Bunun için insanları oldukları gibi kabul edebilmek, kendi sınırlarını iyi çizebilmek, korkularını yenebilmek, sorunlarla yüzleşebilmek gibi bir çok kişisel gelişim becerisini geliştirmek gerekir. Duygusal özgürleşmenin ne demek olduğu hakkında kısa bir bilgi edinlediğimizde göre gelin bir de duygusal özgürleşme ile biz olma arasındaki bağlantıya bakalım.
     
    Duygusal Özgürleşerek Nasıl ‘Biz’ Olabilirz?
     
    Uzun yıllardır evli ve mutlu olan bir çift arkadaşıma bunun sırrının ne olduğunu sorduğumda, saçlarına ak düşmüş, yüzlerinde çizgiler oluşmuş bu tatlı çiftin, sorumu cevaplarken bile birbirlerinin gözlerinin içine nasıl sevgi ve şefkat ile baktıklarını fark ettim. Mutlu ve huzurlu evliklerinin sırrını, birbirlerine bağlı ama bağımlı olmadan ve birbirlerini çok severken aynı zamanda bireysel özgürlüklerine de saygı duyarak yaşadıkları şeklinde açıklamışlardı. O an, uzun yıllardır evli olup, ilk baştan beri bireysel özgürleşmelerine saygı göstermeyen başka bir çift arkadaşımın ilişkisi aklıma geldi. Yıllardır ne kadar da mutsuzlardı. Hem kendileri, hem çocukları, hem aileleri. Bu çiftin mutsuzluğu herkese sirayet etmişti sanki. Her iki çiftin de ilşkilerini kendimce değerlendirdiğimde, sanırım mutlu bir ilişkide kilit nokta, ilişkinin büyüyebilmesi. Büyüyen ilişki, içindeki insanları da motive ediyor. Sadece iki kişiyi motive etmekle  de kalmıyor; çocukları, aileleri, arkadaşları, kısacası içinde bulunduğu topluma fayda sağlayabiliyor.
     
    Özetle; eğer ‘ben’ kalma ile ‘biz’ olabilme arasında ki dengeyi keşfedebilirsek, bu, o hayalini kurduğumuz, mutlu, doyumlu, sağlıklı ilişkiden çok da uzak olmadığımızı gösterir. Hadi son olarak bir kaç öneri de bulunalım.
     
    Neler Yapabiliriz?
     
    - Anı yaşamalıyız! Burada ve şimdiye odaklanmalıyız. Tüm duygu ve koşulları şefkatle kucaklamayı denemeliyiz.
     
    - Zihnimizi geçmiş yargılarla, gelecek kaygıları arasında çatışırken yakalarsak, kısa nefes çalışmaları ile sakinleşmeye çalışabiliriz.
     
    - Kendi hobilerimize, kendi arkadaşlarımıza, kendi işlerimize odaklanmalıyız. Partnerimizin değil kendi tutku ve hedeflerinizin peşinden koşmalıyız.
     
    - Partnerimizle kaliteli vakit geçirmeye, anlaşılır bir iletişim dili oluşturmaya, birlikte eğlenmeye ve sağlıklı bir bağ kurmaya gayret ettmeliyiz.
     
    - Sevmeli, sevilmeliyiz. ‘Ben’ kalarak ‘Biz’ olabilmeliyiz. İşte bütün mesele bu!
     
    Sevgiyle.

  • image description

    İMKANSIZ DEME!

    • 3 ay önce

    İmkansız deme o kelimenin içinde bile imkan vardır’ Audrey Hepburn
     
    Değerli Dostlar,
     
    Bu ay ki yazıma Audrey Hepburn’ün çok sevdiğim bir sözü ile başlamak istedim. ‘İmkansız deme o kelimenin içinde bile imkan vardır.’ Hepimizin hayatında yaşadığı acı olaylar, zorluklar, sıkıntılar olabiliyor. Bazen bana mail ile ya da sosyal medya üzerinden öyle hikayeler geliyor ki, gerçekten oturup yazsam roman olabilir.  Bu hikayeleri okurken en az yazan dostlarım kadar yaşadıkları zorlukları yüreğimden hissediyorum.
    Tabi ki benim de yaşadığım sıkıntılar, zor günler ve acılar oldu, oluyor ve yaşam sürecim içinde olmaya da devam edebilir. Böyle zor süreçlerde hep bu günlerin geride kalacağına ve hiç bir şeyin imkansız olmadığına inancım hep tam oldu. Belki de bu yazımı okuyan birileri içinde bulunduğu şartların zor ve her açıdan imkansız olduğunu, bir çıkış yolu olmadığını düşünüp, benim sözlerimin hayal olduğunu düşünebilir. Evet, çok da haklı olabilir. İçinde bulunduğunuz durum her ne ise şimdi, şu an için olumsuz, imkansız, çözümsüz görünebilir. İşte tam da bu noktada aynı durum aslında ilerleme, görme ve farkına varma aşamasındadır. Yani hiç bir durum, hiç bir hikaye olduğu yerde durağan bir şekilde kalmaz. Zaman ilerlediği sürece içinde bulunduğumuz durumlarda ilerler, değişir, gelişir, güzelleşir ya da kötüleşebilir ama asla yerinde saymaz. Bunu yaşayarak ve görerek farkına varmamız gerekir.

    OLUMLU DÜŞÜNEN TARAF OLMALI
    Bir süre önce annemin yazlık evinde tadilat işleri çıktı ve bundan 3 hafta önce telefonda stresli bir şekilde bu işlerin bitmesinin imkansız olduğunu söyledi. Ben de ‘Daha tadilata başlanmadı bile, nereden biliyorsun imkansız olduğunu?’ diye sordum anneme. Şimdi üçüncü haftadalar ve neredeyse tüm tadilat işleri bitmek üzere. Kendi aile içinde yaşadığımız örnekten yola çıkarak söyleyebilirim ki, daha harekete geçmeden stres olmak yerine, bulunduğumuz durumu kavrayıp, planlayıp, yapılacakları yerine getireceğimize dair kendimize taahhüt etmek sanki daha mümkün.
    Etrafımda kim olursa olsun ve hangi durum olursa olsun, bir konuya olumsuz bir yorum getirirlince direk ilk sorum ‘Nereden biliyorsun?’ olur. Bazen kendi zihnimde de, yaşıdığım olaylarla ilgili olumsuz bir düşünce gelince, kendime de durup bir ‘Pınar böyle olduğunu ya da olacağını nerden biliyorsun?’ diye sormayı alışkanlık edinmeye çalışıyorum. ‘Bir dakika sonramızı bile bilemediğimiz bu alemde nasıl bu kadar keskin düşünebiliyoruz, emin konuşabiliyoruz?’ sorusunu hep aklımda tutmaya çabalıyorum.
    Her neye inanıyorsanız Allah, Tanrı, Evren ya da başka bir inanış. ‘Ol’ der ve Olur. Tabi bizler de oldurmak için yeteri kadar çabalar ve korku, kaygı ya da öğrenilmişlikten kaynaklanan negatif düşüncelerden kurtulup, zihinlerimizi özgürleştirebilirsek. Böylece önümüze açılan yollarla ve yaşadıklarımızla hiç bir şeyin imkansız olmadığını görebiliriz.

    Sevgiyle.

     

  • image description

    BUGÜNÜ DAHA NASIL GÜZEL YAŞAYABİLİRİM?

    • 5 ay önce


    Son zamanlarda ‘Canım hiç bir şey yapmak istemiyor.’
    ‘Hiç bir konuda heyecan hissetmiyorum.’
    ‘Hiç bir şey umrumda değil!’ gibi söylemler benim kulağıma çok fazla gelmeye başladı.
    Ya sizin?
     
    Değerli Dostlar,

    Son zamanlarda ‘Canım hiç bir şey yapmak istemiyor. Hiç bir konuda heyecan hissetmiyorum. Hiç bir şey umrumda değil!’ gibi söylemler benim kulağıma çok fazla gelmeye başladı. Bunun üzerine, bu köşe yazımda motivasyonu yüksek, canlı bir hayat oluşturabilmek için neler yapabiliriz konusunda bilgi ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
     
    Motivasyonu yüksek, canlı bir hayat, üç temel ilke üzerine kurulur. Bunlar doyum, denge ve süreç ilkeleridir. Yazımın devamında detaylı yer vereceğiz ama doyum, denge ve süreç üçlüsünü öncelikle şöyle örneklemek isterim. Hepimizin bildiği üzere bir aracın çalışabilmesi için benzin, hava ve ateş gerekir, değil mi? Benzin motorda hava ile karışır, pistonlar tarafından sıkıştırır ve bujiler tarafından ateşlenir. Ve böylece araba hareket eder. Bu üç öğe yani benzin, hava veya ateşten biri olmaz ise araba gitmez. İşte yaşamımızda da doyum, denge veya süreç ilkelerinden bir tanesi eksik ise; o hayalini kurduğumuz, yıldız gibi parlamasını arzu ettiğimiz yaşamı oluşturabilmemiz mümkün olmayabilir. Hadi gelin doyum, denge ve süreç ilkerinden biraz daha detaylı bahsedelim.

    DOYUM
    Yaşamımızda doyum ilkesi, bazılarımız için sahip olduğumuz mülklerimiz, kariyerimiz ya da hesabımızda ki nakit gibi materyalistik öğeler olarak algılanabilir. Çevremde şu sözleri oldukça fazla duyarım: ‘Ben yapacağımı yaptım. Unumu eledim eleğimi astım. Dünyalığımı yaptım.’ Oysaki doyum, cebimizi ne kadar doldurduğunuz ile ilgili değildir. Doyum, kalbimizin ve ruhumuzun ne ile dolduğu ile ilgilidir. Bu noktada kendimize soracağımız kilit soru şu olmalıdır: ‘Ben gerçekten neye değer veriyorum?’ Aileye mi? Yardım yapmaya mı? Risk almaya mı? Başarıya mı? Aşka mı? Değerlerimizi tespit ettiğimiz zaman hayat amacımızı bulmuş oluruz ve amacı olan bir hayatı bulup onu yaşamak bizi doyuma ulaştırabilecek en önemli yollardan biridir.

    DENGE
    Şimdi sizlerden 1 dakikalığına gözlerinizi kapatmanızı isteyeceğim. Gözlerinizi kapattıktan sonra yaşamınızı aynı birkaç tane kefesi olan terazi olarak hayal edin. Bir kefeye aile yaşamınızı, diğer bir kefeye iş yaşamınızı, bir diğerine arkadaşlarınızı ve diğerine de hobilerinizi, sosyal faaliyetlerinizi pay ettiğinizi düşünün. Terazinin kefelerine baktığınızda hepsi dengede duruyor mu? Yoksa bir tanesi ağır basmış aşağı düşmüş, diğerleri havada mı kalmış? Örneğin iş kefeniz ağırlıktan dolayı aşağı düşmüş ise, bu  hayatınızda dengelerin bozulduğunun göstergesi olabilir.  Erkek arkadaş bulduğuda selamı sabahı kesen ya da iş yoğunluğu sebebiyle hasta annesini aramayan örneklerle hepimiz karşılaşıyor ve hatta bilhassa kendimiz yaşıyor olabiliriz. Yaşamda dengede kalabilmemiz için terazinin kefelerini birbirine eşitlememiz gerekir. Bunun için de sınırlarımızı çizebilmeli, neye, nerede ve ne zaman evet veya hayır dememiz gerektiğini bilmemiz gerekir.

    SÜREÇ
    Süreç benim için son durağı olmayan bir yol gibidir. Bazen yol su gibi akar, bazen fırtına, yağmur basar, bazen arkadan gelen seni sollar, bazen öndekinin benzini sızar. Önemli olan her bir durumda senin nasıl direksiyona hakim olduğundur.
    Yaşamımızda seçimlerimiz ve aldığımız kararlarlar ile doyum, denge ve süreçlerimizi iyi yönetebilirsek o hayalini kurduğumuz, etkin, motivasyonu yüksek yaşama sahip olabiliriz. Sabah kalktığımızda ‘Bugün canım bir şey yapmak istemiyor!’ yerine ‘Şükür! Bugünü daha nasıl güzel yaşabilirim? niyetiyle güne başlamak ümidiyle!
     
    Sevgiyle.

     
     

  • TÜRKÜLERE İLHAM OLMUŞ ÖRDEK ŞİMDİLERDE SEN...

    • 1 yıl önce

    Hiç bir ördeğin su üzerinde nasıl durduğuna canlı şahitlik ettiniz mi?
    Ördek, su üzerinde sakince süzülürken aslında suyun altında ayaklarıyla çılgınca kürek çeker.


    Değerli Dostlarım,

    Çok değil daha bir ay önce hepiniz anılarımızda kalan o yaz tatilindeydik. Benim kaldığım otelin hemen arkasında tarihi bir köprü vardı ve altından da ismini şu an hatırlayamadığım bir nehir geçiyordu. Tatilim süresince her akşam üstü nehir kenarında yüzen ördekleri bir yandan gözlemliyor bir yandan da ‘Yeşil Ördek Gibi Daldım Göllere’ türküsünü mırıldanıyordum. Zaman içinde ördeklerin karadaki, su üstünde ve altındaki hareketleri ilgimi çekti. Hani internette bir adres araştırırken kendinizi istem dışı kozmetik yada giyim sayfasında bulursunuz ya bir anda! Bende ördekleri araştırayım derken, tesadüfen karşıma çıkan ‘Ördek Sendromu’ terimini araştırırken buldum kendimi.

    Ördek Sendromu, ilk olarak Stanford Üniversitesi tarafından tanımlanmış bir terim. Resmi bir teşhis olmadığını tahmin etmekle birlikte öğrenciler arasında yaygın olarak görüldüğünü okudum makalelerde.

    Niçin Öğrencilere Ördek Sendromu Tanımı Yapılmış?

    Profesör Hayk S. Arekayan Ördek Sendromunu, ‘Kişinin sosyal hayatta tamamen sakin görünürken aslında aile, okul ve toplumun üzerine yığdığı beklentilere ayak uydurmaya çalışırken çektiği acı’ olarak tanımlamış.
    Türkiye’de 2017-2018 eğitim yılında, sadece üniversite öğrenci sayısı 8 milyona yaklaşmış durumdaydı. Bu popülasyonda öğrencilerin işi her geçen yıl daha zorlaşmakta. Çocuklar erken yaşlardan itibaren gittikçe daha fazla ödeve, daha fazla teste, daha fazla sınava tabi tutuluyorlar.

    Sistemin taleplerine göre artık yeni nesilde; hem çok başarılı öğrenci, hem çok iyi sporcu, hem çok güzel, hem çok yakışıklı, hem sosyal hayatta çok popüler, hem sosyal medyada fenomen olmak istiyor. Sisteme karşı değil ama sistemin içinde su yüzünde kalabilmek için çırpındıkça çırpınıyorlar.

    Ancak, her şeyin bir bedeli olduğu gibi Ördek Sendromunun da bir bedeli var. Kendi ellerimizle yetiştirdiğimiz, on parmağında on marifet olduğunu kanıtlamaya çabalayan, çırpındıkça çırpınan gençleri ne oluyor biliyor musunuz? Bir süre sonra depresyon, anksiyete ve diğer ruhsal problemlere kadar gidebilecek süreçler yaşayabileceklerini belirtiyor uzmanlar ve hızlı bir şekilde tedavi edilmesi gerektiğini öneriyorlar.
    Eskilerde türkülere konu olmuş, aşk dizelerine ilham olmuş ördek, şimdilerde sendrom olmuş!

    Oysa ki biz ebeveynler en baştan çocuklarımıza, gençlerimize model olabilsek, sağlığın ve mutluluğun her şeyden daha değerli olduğunu onlara anlatabilsek, ulaşılamaz hedefler için çırpınmak yerine ulaşılabilir ve gerçekçi hedeflerin bizi daha tatmin edeceğini anlayabilsek ve anlatabilsek ve ördekleri sendrom olarak değil hep türkülerde mırıldansak, şiirlerde okusak, ne güzel olurdu!

    Gelin, biz yine de ördekleri türkülerimizdeki mısralarda anarak sonlandıralım.

    Yeşil Ördek Gibi Daldım Göllere
    Sen Düşürdün Beni Dilden Dillere
    Başım Alıp Gidem Gurbet Ellere
    Ne Sen Beni Unut Ne De Ben Seni...

    Sevgiyle.

HAKKIMDA

Davranış Bilimci, Yazar ve Konuşmacı Pınar Holt, İstanbul’da doğdu. 1997 - 1999 yılları arasında İngiltere’de dil eğitimi aldıktan sonra Türkiye’ye döndü ardından

California Janus Universitesi Davranış Bilimleri bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Aynı zamanda Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü mezunu olan Holt, 2020 yılında  Biyometrik Yüz Okuma ve Profil Tanımla Uzmanlık Eğitimi ile ICF onaylı Kocluk Eğitimlerini aldı.
2013 yılından beri çeşitli Gazete, Haber Siteleri ve Kadın Magazin dergilerinde anne & çocuk ilişkileri, teknoloji ve güncel konular üzerine köşe yazıları yazan Pınar Holt, 2016-2017 yılında ‘Oyun ve Masal Terapisi’ eğitimiyle birlikte, The University of Warwick’ten ‘Bebek Zihin Gelişimi’ ve Amerika’da bulunan Zur Institute’den ‘Childeren, Technology 

Addiction, Parenting and the Future’ ‘Çocuklar, Teknoloji Bağımlılığı, Ebeveynlik ve Gelecek...’ konulu eğitimlerini tamamladıktan ve Kontrollü Teknoloji

kullanımı üzerine 'Hayata Bağlan'adlı kitabını yazdıktan sonra  birçok kurum, okul, vakıf ve belediyelere konuşmacı olarak katılmaktadır.

Bununla birlikte yetişkinlere yönelik, Liderlik ve Yönetim Becerileri, İletişim Becerileri, Zaman Yönetimi, Çözüm Becerileri, Yönetici Asistanlığı,

Organizasyon Becerileri, Şirketin Yüzü Olmak – Müşteri Hizmeti ve Halkla İlişkiler, Kişisel, Profesyonel ve Manevi Gelişim, Kişilik Analizi gibi

konularda kurumsal firmalara eğitimler vermektedir.
Hayata Bağlan ve Hoşçakal Ekpresi (Derleme kitap)  ve Hayatımın Dönüm Noktası (Derleme Kitap) adlarında kitapları bulunmaktadır.
Pınar Holt, 14 yaşında bir kız çocuğu annesidir.




EĞİTİMLER

KONTROLLÜ TEKNOLOJİ KULLANIMI EĞİTİMİ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisi, bağımlılık, teknoloji bağımlılığı, aile içi iletişimi,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların teknolojiyi amaç olarak değil araç olarak kullanmalarını hedeflemektedir.
· Çocuk ve Ergenlerde Teknoloji Bağımlılığı, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Bağımlılık, Teknoloji Bağımlılığı, Aile İçi İletişim hakkında bilgi edineceklerdir.
                                                            
Eğitime Kimler Katılabilir?
Kontrollü Teknoloji Kullanımına ilgi duyan tüm öğrenci, ebeveyn, bakım veren ve eğitimciler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : İletişim
· Bölüm-2 : Bağımlılık
· Bölüm-3 : Teknoloji Bağımlılığı
· Bölüm-4 : Aile İçi İletişim

MOTİVASYON EĞİTİMİ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· Motivasyon Eğitimi, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Kişisel motivasyonu arttırma metotlarını öğreneceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
Motivasyon konusuna ilgi duyan tüm öğrenci ebeveyn ve eğitimciler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : Motivasyonun Gücü
      · Bölüm-2 : Motivasyon Ölçeği
      · Bölüm-3 : Motivasyonun Faktörleri
      · Bölüm-4 : Hedef Portresi
      · Bölüm-5 : Kendimizi Motive Etmenin İpuçları

 

İLETİŞİM BECERİLERİ & KİŞİSEL İMAJ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· İletişim Becerileri & Kişisel İmaj Eğitimi, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, İletişim Becerileri ve Kişisel İmaj hakkında bilgi edineceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
İletişim Becerileri & Kişisel İmaj konusuna ilgi duyan tüm yetişkinler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : İmaj Nedir? İmaj Türleri Nelerdir
· Bölüm-2 : Kişisel İmajın Gücü
 . Bölüm-3 : İletişim Becerileri

 

BEDEN DİLİNİ ETKİLİ KULLANABİLME

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· Beden Dilini Etkili Kullanabilme Eğitimi, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Beden dilini etkili kullanabilme metotlarını öğreneceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
Beden Dilini Etkili Kullanabilme Eğitimi konusuna ilgi duyan tüm yetişkinler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : Jest Mimikler & Yüz İfadeleri
· Bölüm-2 : El ve Kolların Kullanımı
· Bölüm-3 : Bacakların Kullanımı, Oturma Düzeni
· Bölüm-4 : İnsanlar arası İlişkilerde Mesafe, Bedensel Temas
· Bölüm-5 : Yalan, Samimiyetsizlik, Şüphe, Tereddüt

 

STRES & ZAMAN YÖNETİMİ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· Stres & Zaman Yönetimi Eğitimi, yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Stres ve Zaman yönetimi metotlarını öğreneceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
Stres & Zaman Yönetimi konusuna ilgi duyan tüm yetişkinler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : Stres Ölçeği (Test)
 . Bölüm-2 : Stres Nedir?
· Bölüm-3 : Stres ile Başa Çıkma Yolları
. Bölüm-4 : Zamanımızı Nasıl Etkili Kullanabiliriz?
    

 

ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

Eğitim Tanıtımı:
· Eğitim, insan psikolojisini, iletişim ve empati kurallarını,
· Daha mutlu bireyler olmanın yollarını,
· Aile içinden başlayarak temel sosyal çevre psikolojik kuralları ele almaktadır.
· Eğitimin amacı katılımcıların hayata daha başarılı, daha pozitif ve daha sorumluluk sahibi bireyler olarak bakmalarını sağlamaktır.
· Özgüven Gelişimi Eğitimi yerli ve yabancı kitap, web sitesi ve akademisyen çalışmaları referans alınarak hazırlanmıştır.
· Eğitimin bitiminde katılımcılar, Özgüven gelişimi metotlarını öğreneceklerdir.
 
Eğitime Kimler Katılabilir?
Özgüven Gelişimi konusuna ilgi duyan tüm yetişkinler bu eğitim programına katılabilir.
 
Eğitim İçeriği:
· Bölüm-1 : Özgüven Ölçeği (Test)
· Bölüm-2 : Özgüven Oyunu Nedir?
· Bölüm-3 : Özgüven Geliştirme Yolları